Bekleme Salonu
23 Eylül 2003’te, Yiğit Sertdemir tarafından yazılmış olan şahane bir tiyatro oyunu “Bekleme Salonu”… Geçtiğimiz sezon 25. Genç Günler buluşmasında sahnelenmesinin ardından, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları Nisan ayı programının son oyunu, bu ayın 11’inde; yani 2009 – 2010 sezonu dahilinde tarafımdan keyifle izlendi.
Bekleme Salonu”ndan önce “O.B.E.B”, “Öldün mü Duydun mu ?”, “444”, “Medeniyet Tiyatrosu”, “Faili Müşterek” adlı oyunların yazarı olan Yiğit Sertdemir, birçok ödüle layık görülmüş araştırmalarıma göre. Çokça bayıldığım Bekleme Salonu’nu yöneten Tolga Yeter’in yönettiği, izleyicilerin bayıldığı başka oyunlarından bazıları da; Çıkmaz Sokak, Bütün Oğullarım, Yeşil Papağan Limited, Elma Hırsızları, Memuroğlu Memur, Sevgiye Gülünür mü?, Haybeden Gerçeküstü Aşk, Aşk, Yaramaz Aliş, Çizmeli Kedi’ymiş. Görmediğime üzülüyorum çünkü kendisi de tiyatrocu olan yönetmen, tek oyunla bile gerçekten ne kadar iyi bir iş çıkardığına inandırdı bizi…
“Kurallar artık değişiyor, çünkü bizler piyon değiliz…”
Bir şirketin çalışan alımı için yaptığı görüşmeler sonucu en son mülakata kalan üç kişi, girdikleri bekleme salonunda, küçük bir ‘engel’le karşılaşırlar. Yapmaları gereken beklemek mi yoksa beklemekten vazgeçip, içine sürüklendikleri şifreleri çözmek midir? Her şifre sadece akıl yürüterek değil aynı zamanda onlara verilen oyunun kurallarıyla çözülmelidir…
Hırs, zeka, oyunlar… Her şeyin çıkış noktası olduğu düşünülen ve bu üç insanın kazanmak uğruna birbirlerini yok etmeye bile uzanabildiği, ulaşılmaya çalışan bir “anahtar” ve açıldığı an kazanılacak bir “kapıya”odaklanan tek perde. Bir yerlerinde bulunduğumuz düzeni ve değerleri soru işaretine çeviren bi’ 1 saat 10 dakika…
Duyduğum, gördüğüm ve hissettiğim
Teknolojinin geliştiği oyun olmayan düzen ve kuralların değiştiği oyundaki düzene uyum sağlamamış yahut pek örtüşmeyen midi-müziklere sahip olan Bekleme Salonu, bir şirketin bekleme salonunda geçiyor. Arka planda duvar yerine, cam olduğu için, bu camın arkasındaki şirket çalışanlarının masaları ve bilgisayarların bulunduğu bölüm görünüyor.
Oyun başlamadan on dakika önce, seyirciler koltuklarını arıyor. Bu sırada sahnede; Siyahlı Adam(Ertuğrul Postoğlu), Grili Adam(Cengiz Tangör) ve Kadın(Zeynep Özyağcılar) olarak isimlendirilmiş karakterlerden Siyahlı Adam olanı da bekleme salonunda oturacağı koltuğu arıyor. Salona giriyor ve seyirciler koltuklarına
ulaşmaya çalışırken, o da bekleme salonunda oturmuş dergileri karıştırmaya başlıyor. Böylece oyun başlıyor…
Hayatın, şeffaflığı tartışılabilecek bir oyun olduğuna inanmak bir yana, ilerledikçe yazılı- yazısız kuralları olan bir yarışa dönüştüğünü görebildiğimi daha önce de söylemiştim. Muhtemelen çoğumuz, bu farkındalığa sahibizdir. Bekleme Salonu’nun içinde gizlenmiş olan yaşama dair sorular da amip gibi üremeye devam ederken, birkaç defa telaffuz edilen “Her insan kendini ilgilendiren yönüyle algılar hayatı” gerçeği çıkıyor karşımıza. Oyunda çözülmeye çalışılan şifrelerin, gerçekten şifre mi yoksa doğduğumuz andan itibaren bir parçamız haline gelen kuralların, algımızı yönlendirmesi sonucu bize seçtirdikleri mi acaba? diye soru işaretleri arasında izliyoruz Bekleme Salonu’nu…
Tuğçe Özkara
_______________________________________________________________________
BEKLEME SALONU
Yazan : Yiğit SERTDEMİR
Yönetmen : Tolga YETER
Dekor : Ayhan DOĞAN
Kostüm : Ayhan DOĞAN
Işık : Fatih Mehmet HAROĞLU
Müzik : Selim Can YALÇIN
Yönetmen Yardımcıları : Göksel ARSLAN – Nagehan ERBAŞI
Oynayanlar
Grili Adam : Cengiz TANGÖR
Siyahlı Adam : Ertuğrul POSTOĞLU
Kadın : Zeynep ÖZYAĞCILAR
_______________________________________________________________________